Erkek Doğulmaz, Erkek Olunur!

3 Ağustos 2021 0 Yazar: admin

Bir erkek çocuğun en önemli yaşam devri kuşkusuz 2-6 yaş aralığıdır. Bu aralıkta cinsel kimlik tam olarak netleşir. Bu zamanda anne babanın bilerek veya bilmeyerek yapacağı bazı hatalar o çocuğun tüm hayatını geri dönüşü olmayacak şekilde etkileyebilmektedir. Bir çocuk dünyaya geldiğinde kişilik bilinci yoktur. Yalnız ona bakım veren “Anne” vardır. şu demek oluyor ki ben yoktur sadece ve yalnız “O” vardır. Bir süre sonrasında bebek kendi varlığının fark eder. “Ben ve Annem” fikri yerleşir. 2 yaşından sonra ise adam çocuklarında içgüdüsel olarak bir erkeklik bilinci belirmeye başlar. İşte bu dönemde anne, adam çocuğunun kendi ile olan içgüdüsel bağlarını sağlıklı biçimde koparabilmesi için ona yardımcı olması çok önemlidir.

Annenin “oğlum sen bir erkeksin ve artık erkeklerin yaşamına aitsin ” bilgisini vermesi gerekir. Böylesi bir ileti o erkeğe cesaret verir. Babanın da “evlat sen bizlerden birisin ve erkek dünyasına gel bakalım” diyerek onun elinden tutması gerekir. Bu noktalarda yapılacak hatalar adam çocuklarında cinsel kimlik karmaşası yaşamasına sebep olabilmektedir. Anne bilerek yada bilmeyerek erkek çocuğunun kendi ile olan bağlarını koparmasına izin vermeyebilir. Baba da bilerek veya bilmeyerek erkek çocuğunu kendine yaklaşmasına engel olabilir. Bu durumda erkek çocuk tabiri caizse arafta kalır. İçgüdüsel olarak adam tarafına geçmek istemektedir fakat kafi cesareti kendinde bulamaz. Ve cinsel kimlik karmaşası bilinç altında baş gösterir. Çekinik kaldıkça o adamın heteroseksüel dünyaya kabulü de bir türlü gerçekleşmez. Bu olmadıkça da kendinde eksikliğini duyduğu şeye karşı zamanla hayranlık beslemeye adım atar. Mevzuyu birazcık daha açacak olursak..

Daha açık bir ifade ile anneler bir erkek çocuk doğurur, babaları ise o çocuğu erkek yapar. Erkek olmak sanıldığı kadar rahat bir süreç değildir ve kendiliğinden gerçekleşmez. Kız çocukların anne ile özdeşim kurması çok daha basit iken erkek olmak çok sıkıntılı bir yolculuktur. Bu yolculuğu asla tek başına tamamlayamazlar. Erkek çocuklar mutlak desteklenmeye ihtiyaç duyarlar. Kuşkusuz bu cinsel kimlik arayışında evindeki anne baba rollerinin önemi de çok büyüktür. Sağlıklı olmayan aile içi bildirişim kanalları erkek çocuklarının kafa karışıklığını daha da bir arttırabilir. Eğer bir ebeveyn oğlunun heteroseksüel bir yaşantı sürmesini istiyorsa bu konuda birazcık emek sarf etmesi gerekmektedir. Özellikle babalarda birazcık daha çok vazife düşer. Çünkü bir çocuğun baba ile olan sıcak yakınlığı o çocuk için heteroseksüel dünyayı daha bir cazip hale getirir. Değilse çocuğun başlangıçta annesi ile birlikte bulunduğu konum risklerden uzak, rekabetsiz bir ortam olarak aslına bakarsan yeterince güvenli bir limandır.

Bu noktalarda anneye fazla yakınlık ve babanın da uzak duruşu bir erkek çocuk için karmaşık bir ruh hali yaratır. Annenin oğluna aşırı şefkati ve yakınlığı kimi zaman kocası ile duygusal kopukluğunun da bir işaretidir. Böyle anneler kocadan bulamadığı sevgi açlığını bilinç dışı halde oğlundan almak isteyebilir. Ama bu konum erkek çocuğunun heteroseksüel dünyaya geçini epey zorlaştırır. Belirttiğim gibi bu dünyaya geçiş zaten bir erkek çocuk için son derece korkulu ve zor olsa gerek. Annenin oğluna yapışıp kalması ise bu geçişi imkansız hale getirebilir. Çocuğun aslında babanın pozisyonu burada daha da bir karmaşıktır. Çünkü baba bununla beraber anne için rekabet edilen evimizdeki büyük güçtür. Çocuğun en çok istediği şey bununla birlikte en çok korkmuş olduğu şeydir bir bakıma. İçgüdüsel olarak erkek dünyasına geçmek isteyen çocuğun önce anneden vazgeçmesi gerekir. Babanın rehberliği sıcaklığı ilgisi olmadan bu kopuşun olması mümkün olamayabilir.

Babanın oğluna karşı takınacağı negatif tutum örnekleri;

1- Baba oğluna karşı aşırı ilgisizdir, soğuk ve mesafelidir. Baba oğlu ve öteki çocukları ile asla bir şey paylaşmaz. Nadiren onlara sarılmış olur kucaklar ve sever. Dolayısı ile adam çocuk heteroseksüel dünya ile bildirişime geçmekte epey zorlanır.

2- Baba oğluna karşı gaddar bir profil çizer. Devamlı onu aşağılar. Silik kişisel bir profile haiz bazı babalar! Kendi ezikliğinin hıncını öz oğlundan çıkarmaya kalkarlar. Bir nevi savunmasız oğlunu ezerek kendi erkekliklerini de doygunluk eder. Dolayısı ile çocuk babasından uzaklaşır ve heteroseksüel dünyaya geçmek istemez.

3- Baba narsist bir yapıdadır. Hatayı eksikliği kendinde asla görmez. Çocuğunun bazı hatalı davranışlarını da görmezden gelir; çocukla arasına mesafe koymaya adım atar. Özellikle başka bir oğlu var ise ona daha yakın dururken öteki oğlunu ihmal eder ve onun bakımını tamamen annesine devreder. Baba oğluna kötü davranmasa bile bu soğuk tutum o çocuğun kalbini çok kırabilir. Babasının ona el uzatmadığını düşünür.

Annenin oğluna karşı takınacağı negatif tutum örnekleri;

1-Anne duygusal açlığını oğlu ile karşılayabilmek için onun kendi ile olan bağının kopmasına engel olabilir. Aşırıya kaçan şefkatli hususi ve davranışsal tutumlar ile oğlunu kendine sımsıkı bağlayabilir. Hatta kocası ile çözümleyemediği problemler için duygusal ve ruhsal rahatlama için oğluna sarılır.

2-Annenin erkekler ve özellikle kocası (oğlunun babası) hakkında oğluna çok negatif bir imaj çizmesi (kötülemesi, aşağılaması) oğlunun adam dünyasından soğumasına, uzaklaşmasına neden olabilir.

3- Çok nadiren bazı anneler bilinçsizce oğullarının erkeksiliğini sabote etmeye çalışır. Adeta onun (kendisi erkek olmadığı için) erkeksi yönünü imrenir. Annenin kendi içinde çözümleyemediği cinsel kimlik karmaşasına ne yazık ki oğlunu da dahil eder.

6-12 yaş arası adam çocuklar normal gelişimde kızlardan nefret ederler ve yalnız erkek çocukları ile oynarlar. Bu kızlar için de geçerlidir ve doğru olan budur. Bu cinsiyet özdeşiminim doğal bir parçasıdır ve cinsel kimliğin pekişmesine yarar. Bu safhada yavaş yavaş karşı cins ise daha esrarengiz bir hale gelir ve erotik çekimin temelleri atılmaya adım atar. Cinsel kimlik karmaşası yaşayan çocuklar genel olarak “mutsuz depresif” çocuklardır. Diğer adam çocuklar tarafınca alaya alınacağını düşünüp onların içine karışmazlar. Spor ve rekabet gerektiren asla bir oyuna katılmazlar. Kızlar haricinde kolay rahat arkadaş edinmezler. Eve ve hatta bir süre sonra odaya kendilerini kapatırlar. Sık sık ağlama krizleri geçirilir.

Zamanla bir hayal dünyası içinde bir başına yaşayan, arkadaş edinemeyen ve diğer erkek çocukları ise yarı vahamet yarı hayranlıkla izleyen yalnız annesi ile iletişim kuran bir çocuk olurlar. Baba yetersizliği nedeniyle adam dünyasına bir türlü geçiş yapamayan ve diğer adam çocuklarla özdeşim kurma cesareti olmayan bu çocuklar için gizem zamanla kendi hem cinsleri için belirir. Uzaktan hayranlıkla izlediği dünya ergenlikte romantik bir çekime dönüşmesi ise kaçınılmazdır. Peki sizler ebeveyn olarak tüm bunların normal olduğunu düşünebilir misiniz?

Cinsel kimlik karmaşası yaşayan erkek çocukların hepsinin ortak özelliği nazenin kırılgan ürkek utangaç bir mizaca sahip olmalarıdır. Aslına bakarsak bunlar bir o denli da akıllı çocuklardır. Özellikle bedensel zarar görmekten incinmekten çok çok ürkerler. Bu yüzden fiziki zorlayıcı aktivitelerden hep uzak dururlar. Eve ve annelerine çok bağlı oldukları için onlara ev işlerinde çok yardımcı olan çocuklardır. Tabiri caizse annelerinin biricik kuzuları olurlar. Çocuğunun narin yapısı annenin sürekli onu koruması kollamasını gerektirir.

Böylelikle anne oğul arasındaki tutkulu bağ daha da kökleşir. Anne oğluna hiç kıyamaz, öteki tehditkar! Gördüğü erkek çocuklardan da uzak tutar. Çocuğun bu nazik yapısı elbet doğuştan gelen bir özelliktir. Bu mizaç normal olarak kimseyi eşcinsel yapmaz ama daha yatkın hale getirebilir. Aynen obezite de olduğu gibi genler bizleri bir şeylere yatkın hale getirir fakat bizi bir şey olmaya zorlamazlar. Obez olunup olunmayacağı, tamamen ailelerin çocuklarına kazandırdığı beslenme alışkanlığı ile alakalı bir durumdur.

Tüm bu davranış modelleri ve çevre koşulları adam çocuklarında savunmacı bir kaçınma davranışına yol açar. Adamların dünyası aslına bakarsanız çok zordur, girişkenlik rekabet , bazen güç gösterisi gerektirir. O süre bazı adam çocuklar “ben aslına bakarsanız erkek değilim ki” yahut “babam beni istemiyorsa ben de onu istemiyorum” diye düşünmeye adım atar. Kopuk bir baba, aşırı kuşatıcı bir anne ve mizaç olarak duyarlı bir erkek çocuk.

İşte bu üçlü aile dinamiği o çocuğun cinsel kimlik karmaşası yaşaması için en ideal ortam anlamına gelir. Bu ortamda çabalamak çok yorucudur, yenilgiler ise fazlasıyla acı verir. Bir süre sonrasında kendine güveni olmayan o çocuk vazgeçecektir. Bir çocuğun vazgeçişi o çocuğun seçimi olarak ya da doğuştan genetik bir özelliği olarak asla değerlendirmek asla doğru olmaz. Çünkü tüm süreci anne babanın sorumluluğu ya da sorumsuzluğu belirlemektedir.