Sağlıklı verilen kilolar geri alınmıyor

Sağlıklı verilen kilolar geri alınmıyor

10 Aralık 2014 0 Yazar: admin

Kaplumbağa tavşanı geçer

Kaplumbağa ile tavşanın hikayesindeki gibi; kısa sürede hedefe ulaşmak yerine, küçük ama sağlam adımlarla yürüyenlerin kilo vermedeki başarısı daha kalıcı oluyor. Sağlıklı verilen kilolar geri alınmıyor

Yüksek protein içerikli diyetler, detoks ve ayırma diyetleri pek çok hastalığı da beraberinde getiriyor. Memorial Şişli Hastanesi Kilo Kontrolü Merkezi’nden Endokrinoloji Uzmanı Dr. Kağan Güngör; bu diyetlerin hangi hastalıklara yol açabileceği hakkında bilgiler verdi.

AŞIRI PROTEİN İNSÜLÜN DİRENCİNİ ARTIRIR
Sağlıklı bir diyette; alınan kalorinin yüzde 12-15’inin protein kaynaklı olması önerilir. Kaliteli protein; organizmanın kendi proteinlerini sentez edebilmesi için çok gereklidir.
Proteinlerin sindiriminde; yağ veya şekerin sindirimine nazaran çok daha fazla suya ihtiyaç vardır. Bu nedenle Atkins, Dukan ve Karatay gibi yüksek proteinli diyetler, su kaybına yol açar. Kilo verilse de kaybedilen, yağ değildir.
Protein ağırlıklı diyetler; yağlanmayı ve insülin direncini artırır, damar sertliğini hızlandırır, kalp hastalıklarına ve buna bağlı ölümlere neden olur. Aşırı protein tüketmek, protein yıkım ürünlerinin organizmada yarattığı metabolik stres yüzünden yaşlanma nedenidir. Ayrıca bu tür diyetler kanser riskini de artırır.

AYIRMA DİYETLERİNİN BİLİMSEL YÖNÜ YOK!
Karbonhidratlarla proteinlerin aynı anda yenmemesi prensibine dayanan ayırma diyetleri kilo verdirse de, sağlık üzerinde olumsuz etkileri vardır. Gün içinde gıdaları bölmek, kişiyi dengesiz beslenmenin sakıncaları ile karşı karşıya bırakır. Ayrıca gıdaları ayrı öğünlere bölmek bilimsel anlamda doğru değildir. Tıbbi gerekçe olmadıkça, hastalara yasak koymanın ve yiyecekleri kısıtlamanın bilimsel dayanağı yoktur.
İyi besin, kötü besin yoktur; yanlış beslenme vardır. Dengelerin bozulmamasına dikkat edilerek istendiğinde kebap ve çikolata bile yenebilir.

DOĞAL DENİLEN ÜRÜNLER ÖLDÜRÜCÜ OLABİLİYOR
Kilo sorunu olan pek çok kişi ve obezite hastası, kolay ve basit bir çözüm arayışındadır. Oysa ne mucize bir kür, ne mucize bir diyet ne de mucize bir ilaç vardır.
Pek çok gıda takviyesi, zayıflama ilacı adıyla ve hiç yan etkileri olmadığı iddiaları ile kontrolsüz şekilde kullanılmaktadır. ‘Doğal’ diye pazarlanan bu ürünler, sağlık sorunlarına, hatta ölümlere yol açabilmektedir.
Zayıflama amaçlı, karna enjekte edilen Beta HCG gibi hormon iğneleri ve yosun tedavileri; başta tiroit bezi olmak üzere pek çok hormonu uyarmaktadır. Bu tedavilerin sonucunda; kemiklerde erimeler ve kas kaybı olmakta, özellikle kollar ve bacaklar incelmekte ve güçsüzleşmektedir.
Şok diyetlerle hızlı kilo vermeye çalışmak ve bu diyetleri sık sık yapmak da obezite nedenleri arasında sayılmaktadır.

HAFTADA SADECE İKİ-ÜÇ GÜN SPORA GİTMEK YETMEZ!
Kilo sorunu mutlaka obezite konusunda deneyimli bir ekip tarafından değerlendirilmeli ve ekip çalışmasıyla çözülmelidir.

HAREKET ÇOK ÖNEMLİ
Doğru ve düzenli beslenme ile birlikte egzersiz de zayıflamada ve kiloyu korumada çok gereklidir. Yaşamın her anında, fırsat buldukça hareket edilmelidir.
Kilo vermek için haftada ikiüç gün spor salonuna gitmek yeterli değildir. Sabah işe giderken, öğlen yemek molasında, akşam işten dönerken, alışverişte yani her fırsatta küçük yürüyüşler yapılmalı; asansör yerine birkaç kat için merdivenler kullanılmalıdır.
Kaplumbağa ve tavşanın yarışı gibi; küçük adımlarla hedefe yürüyen kilolu hastaların başarısı çok daha kalıcı olmaktadır. Bu nedenle sık sık diyet yapmak yerine; sağlıklı, dengeli ve doğru beslenmeyi öğrenmek, hareketli bir yaşam şeklini benimsemek, arada sırada kaçamaklar olsa da hedefe doğru yoldan yürümeye devam etmek gerekir.

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
Kilo veremeyen ve her geçen yıl kilo almaya devam edenlerde; psikologların ‘öğrenilmiş çaresizlik’ dedikleri durum ortaya çıkıyor. Bu depresyona bile neden olabiliyor. Sonunda kilolu kişi; “Su içsem yarıyor, kilo veremiyorum. Ne çare varsa denedim, olmuyor” demeye başlıyor.