Oral Seks Rehberi

20 Temmuz 2019 0 Yazar: admin

Oral seks fazlası insanın cinsel yaşamında ehemmiyetli bir yere sahip. Örneğin; Amerika’da 2006-2008 seneleri arasında uygulanan muayenehane gözlem çalışmasının neticelerine göre,15-44 yaş arası bayan ve erkeklerin %80’i hayatlarında minimum bir kere oral temas denemişler. Ülkemizde bu tür bir ilmi çalışma yapılmamış olsa da benzer neticeleri söylemek olası. Peki bu kadar süregelen olan oral sex ile ilgili kâfi istihbarata sahip miyiz? Oral seks ile bulaşan cinsel hastalıkları ve bunlardan korunmanın yollarını biliyor muyuz? Bu yazımda; Oral ilişkinin sıhhat yönünden risklerini, neden bulunduğu hastalıkları ve bu hastalıkları önlemenin yollarını izah edeceğim.

Oral Seks ile bulaşan esas bakteri ve virüsler

Oral temas ile bireyden ferde en fazla geride bıraktığımız üç bakteri ve virüs türü bulunmaktadır. Bunlar; Klamidyalar, Gonore bakterisi ve Sifiliz. Oral temas ile bulaşan patojenler çoğunlukla Herpes olarak bilinen viral iltihaplanmalara sebep olurlar. Virüslü erkek ya da bayana uygulanan oral seks ertesi görülen Uçuk, et ben ve ağız yaralarından bu bakteri ve virüsler mesuldür. Genital akıntı ve sıvılar ile bulaşan başka Cinsel hastalıkların da oral seks ile bulaşması söz konusudur. Yeri gelmişken, oral seks ve bulaşıcı hastalıklarla alakalı sık sualle iki meselenin yanıtını da vereyim;

Oralle AIDS (HIV) bulaşır mı?

AIDS başka bir deyişle HIV virüsü oral seks ile bulaşabilir fakat cinsel temas ve kan yolu ile bulaşma ihtimallerine göre defa daha az bir riziko söz konusudur.

Hepatit Oral seksle bulaşır mı?

Hepatit ’in bir ton çeşidi bulunmaktadır. Hepsi için oralle bulaşır demek zor…Ama bilhassa Hepatit B ve Hepatit C ‘ nin oral temas ile bulaşma olasılığı düşük de olsa bulunmaktadır. Oral Seks ile bulaşan hastalıklardan korunmanın yolları

1-Oral Bariyer (Dental Dam) kullanın

Görünümü haysiyetiyle antipatik gelse de güvenli oral sex için en ehemmiyetli koruyucudur. Oral bariyer kullanmanın alınan zevki azaltacağı gibi hatalı bir kanaat bulunmaktadır. Prezervatif gibi defa ince ve titiz bir yapıya bulunduran Dental dam (oral bariyer), oral seks yapanda ve oral seks yapılanda his kaybına sebep olmaz.

2-Prezervatifle Oral Seks Yapın

Erkeğe oral seks yapmış kadınlar ve genç kızlar için en ehemmiyetli savunucu prezervatif başka bir deyişle prezervatiftir. Oral seks için kondom seçerken bir şeye ilgi edilmelidir; Renksiz, tatsız, kokusuz ve katkı maddesi içermeyen ‘’klasik süper ince’’ kondom seçenek edin. Özellikle geciktiricili kondom takılmış penise oral sex yapmayın. Çünkü geciktirici sahibi olan kondomlarda bulunan lokal anestezik madde, dudaklarda, dilde ve ağız içerisinde uyuşmaya sebep gerçekleşir, nefes almayı güçleştirir.

3-Oral seks evvel ve ardından gargara yapın

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar için tam anlamıyla savunucu olmasa da ağız sıhhati için cinsel ilişkiden derhal evvel ve derhal ardından medikal muhtevası tespit edilen bir gargara ile 60 saniye gargara inşa etmek, güvenli oral sex için yararlı olabilir.

4-Yeterince tanımadığınız insanlara oral seks yapmayın

Özellikle tek gecelik temas yaşanan insanlara oral seks inşa etmek hastalık kapma olasılığını artırır. Bu tür kısa dönemli ilişkilerde partnere oral seks yapılacak ise yukarıdaki önlemleri almanızı öneririm.

Dünya Sağlık Örgütü, hastalığa yakalanan kişinin tedavisinin giderek zorlaştığına, bazı durumlarda ise tedavinin mümkün olmadığına dikkat çekti

Dünya Sağlık Örgütü (WHO),oral seksin tehlikeli bir bulaşıcı hastalık olan “bel soğukluğuna” (gonore) neden olduğu ve prezervatif kullanımındaki düşüşle birlikte hastalığa yol açan bakterinin de yayıldığı uyarısında bulundu.

BBC Türkçe ’de yer alan habere göre WHO, hastalığa yakalanan kişinin tedavisinin giderek zorlaştığına, bazı durumlarda ise tedavinin mümkün olmadığına dikkat çekti.

Cinsel yolla bulaşan bu mikrobun, antibiyotik tedavisine karşı direnci giderek artıyor.

Uzmanlar, çok az sayıda yeni ilaç geliştirildiğini ve durumun giderek kötüleştiğini söylüyor. Her yıl yaklaşık 78 milyon kişi cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalanıyor. Bu tip hastalıklar bireylerde kısırlığa dahi neden olabiliyor.

WHO, 77 ülkeden toplanan verileri inceledi. Araştırma sonunda bel soğukluğu olarak da bilinen gonore bakterinin antibiyotik tedavisine karşı direncinin arttığı görüldü.

Araştırmayı yürüten uzmanlardan Dr. Teodora Wi, Japonya, Fransa ve İspanya’da enfeksiyonun tedavi edilemez seviyeye ulaştığı vakalar olduğunu söyledi.

Dr. Teodora Wi, “Gonore çok küçük bir bakteri, tedavi için sunulan her yeni bir sınıf antibiyotiğe karşı bakteri de giderek daha dirençli hale geliyor” dedi.

Enfeksiyon en çok, direncin tespit edilmesinin zor olduğu yoksul ülkelerde görülüyor.

‘Buzdağının görünen yüzü’

Dr. Wi, tespit edilen vakalar için, “Bunlar, buzdağının yalnızca görünen yüzü olabilir” diyor.

Gonore bakterisi üreme organlarını, kalın bağırsakta rektumu ve boğazı etkileyebilir. Uzmanlar bakterinin en çok boğaza etkisinden kaygılanıyor.

Zira Dr. Wi, antibiyotiklerin boğazda, gonore benzeri bakteriler dâhil, tüm bakterilere karşı direnç geliştirebileceğini söylüyor.

Dr. Wi, “Normal bir gırtlak iltihabını tedavi için antibiyotik kullandığınızda, bu boğazınızdaki Neisseria türlerine karışıyor bu da dirençle sonuçlanıyor” diye konuşuyor.

Oral seksle gonore bakterisinin bu ortama girmesi de “süper gonore”ye neden oluyor.

Daha önce HIV/AIDS virüsü kaygısı nedeniyle artan prezervatif kullanımındaki düşüşün de bu enfeksiyonun yayılmasına yardımcı olduğu düşünülüyor.

Gonore (Bel soğukluğu) nedir?

Hastalık, Neisseria gonore adı verilen bakteriden doğuyor.

Enfeksiyon, korumasız cinsel ilişki, oral ve anal seksle yayılıyor.

Cinsel organlardan yeşil veya sarı akıntı gelmesi, idrar yaparken acı hissedilmesi ve adet dönemleri arası kanama yaşanması bu hastalığın belirtileri arasında gösteriliyor.

Ama, her 10 heteroseksüel erkekten birinde ve kadınların üçte birinden fazlasında ve eşcinsel erkeklerde belirtiler kolay tespit edilebiliyor.

Enfeksiyonun tedavi edilmemesi kısırlığa, pelvik inflamatuvar hastalığa neden olabiliyor ve enfeksiyon gebelik süresinde çocuğa geçebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), giderek direnç kazanan gonore bakterisiyle ilgili gelişmelerin takip edilmesi ve yeni ilaçlara yatırım yapılması için ülkelere çağrıda bulunuyor.

Küresel Antibiyotik Araştırma ve Geliştirme Ortaklığı’ndan Dr. Manica Balasegaram “Durum kötü. Tüm ilaç dünyasında geliştirilmekte olan yalnızca üç aday ilaç var ve onların da tedavide başarılı olacağının garantisi yok” diyor.

WHO da gonore bakterisinin durdurulması için aşılara ihtiyaç olabileceğini söyledi.

Londra Üniversitesi’nin Hijyen ve Tropik Tıp biriminden Dr. Richard Stabler, “Penisilin piyasaya sürüldüğünden beri güvenilir ve kolay tedavi sağladığı için takdir gördü, gonore ise tüm şifa veren antibiyotiklere karşı direnç geliştirdi” diyor ve ekliyor:

“Son 15 yılda, dünya genelinde antibiyotik direncinin artması nedeniyle tedavi de üç defa değişmek zorunda kaldı.”

“Şimdi son seçenek olan ilaçları kullanıyoruz ama direnç nedeniyle tedavilerin başarısız olduğuna dair işaretler alıyoruz.”