Kırmızı etteki karnitin ‘kalbe zarar veriyor’

Kırmızı etteki karnitin ‘kalbe zarar veriyor’

14 Ocak 2015 0 Yazar: admin

BBC Türkçe’de yer alan ve Nature Medicine adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırma, bağırsaklardaki bakterilerin karnitini parçalayarak bir dizi kimyasal tepkimeye yol açtığını, bunun ise kolesterolü ve kalp hastalıkları riskini artırdığını ortaya koydu.

Düzenli kırmızı et tüketiminin sağlığa zararlı olduğuna dair daha önce de birçok araştırma yayımlanmıştı.

İngiltere’de hükümet günde 70 gramdan fazla kırmızı et tüketilmemesini salık veriyor.

Doymuş yağların kalp hastalıklarına yol açtığı düşünülüyordu. Ancak kırmızı etteki tek sorun bu değil.

Bağırsaktaki bakteriler
Cleveland Kliniği’nden Dr. Stanley Hazen, yağsız kırmızı ette kolesterol ve doymuş yağ oranı düşük olsa da, kalp ve damar hastalıklarına yol açacak başka bir etken bulunduğunu söylüyor.

Fareler ve insanlar üzerinde yapılan deneyler bağırsaklardaki bakterilerin karnitin adı verilen bir madde ile beslenebildiklerini ortaya koydu.

Bakterilerin karnitini parçalamasıyla ortaya çıkan gaz, karaciğerde TMAO denen bir kimyasal maddeye dönüşüyor.

TMAO ise damarlarda yağ birikimine ve dolayısıyla kalp hastalıklarına neden olabiliyor.
Çalışmayı yapan Dr Hazen “daha az kırmızı et, daha az zarar” ilkesinde değişen birşey olmadığını söyledi.

Dr. Hazen “Eskiden hafatda beş gün kırmızı et yerdim, şimdi iki haftada bir ya da daha az yiyorum.”diye söylüyor.

Dr. Hazen, TMAO maddesinin çoğu zaman görmezden gelindiğini oysa bu maddenin kolesterol metabolizmasını etkilediğini ve kolesterol birikimine yol açtığını da ifade etti.
Hazen bağırsaktaki bakteri dengesi açısından beslenmede probiyotik yoğurt kullanmanın önemini vurguladı.

Sağlıklı yaşamın sırrı
Diyetisyen Catherine Collins, sağlıklı yaşamın sırlarından biri olarak Akdeniz türü beslenmenin hala geçerli bir seçenek olduğunu belirtiyor.

Collins’e göre “Makul miktarda et, balık, süt ürününe dayalı, sebze ve meyve içerikli, tahıllı, doymamış yağlar bulunduran ürünler, sağlıklı yaşamın temeli olmaya devam ediyor; buna kalbi çalıştıracak hareketli bir yaşam tarzı da eklenmeli.”