En iyi 6 doğal doktor

En iyi 6 doğal doktor

20 Şubat 2017 0 Yazar: admin

Ama bazı doktorlar var ki onlar pek çok sorunu aynı anda ve de tek bir reçete ya da ameliyat bile yapmadan çözebiliyorlar. Bunlardan bazıları sadece sorun çözmede değil, sorunları önlemede de ustalaşmış mucize hekimler. Kısacası onlar dünyanın en iyi doğal doktorları. İşte o listenin ilk 6’ya girenleri…

1- Beslenme
2- Egzersiz
3- Dinlenme
4- Güneş ışığı
5- Kendine güvenme
6- İyi arkadaşlar

Not: Bu bilgi bir WhatsApp mesajıyla geldi. Tata Sons’un başkanı Ratan Naval Tata’nın bir konuşmasından alınmış. O konuşmanın şu bölümü de çok önemli, bir kenara not edin: “Yiyeceklerinizi ilaçlarınız gibi yiyin, aksi durumda yiyeceğiniz olarak ilaçları yemek zorunda kalırsınız.”

 

İYİ BİLGİ

ÇAY DEMİRİ ENGELLER Mİ?

Bağırsaklarımızdan demirin emilimini önleyen bazı besinler var. Ne iyi ki bunların etkileri sanıldığı kadar fazla değil. Mesela süt, yoğurt gibi kalsiyumdan zengin yiyecekler, kalsiyum hapları gıdalardaki demirin emilimini engelleyebiliyor. Sağlıklı biriyseniz bu pek sorun yaratmıyor. Yok eğer demir eksikliği tedavisi görüyorsanız sütü, yoğurdu, ayranı yemeklerde değil öğün aralarında tüketmelisiniz.

Sık sık gündeme getirilen “yemek sonrası çay içmenin demir emilimini bozacağı” efsanesine gelince…

Elimizde bu konuda güvenilir bir araştırma yok. Çaydaki tanin yapısındaki maddelerin demirin emilimini azaltabileceği doğru ama ciddi bir kansızlığınız yoksa bu azalmanın önemi kalmıyor.
Yani kansızlık nedeniyle demir hapı yutan biri değilseniz, yemeğinizdeki yoğurdu da, ayranı da, yemeğin üstüne içeceğiniz keyif çayını da zevkle tüketebilirsiniz.

Bir başka şehir efsanesi daha var ki onun da demir emilimine ciddi bir etkisi olduğu kanaatinde değilim: Kepekten zengin ekmek yemek demir emilimine zannedildiği kadar olumsuz etki yapmıyor.
Tersine kepek sağlık dostu bir madde. Güçlü bir posa -lif- ve B vitamini kaynağı.

ÖNEMLİ

LEZZET Mİ SAĞLIK MI?

Sadece karnımızı doyurmak ve hastalıklardan korunup sağlıklı kalmak için yiyip içmiyoruz.

Yemek masalarımızı mutluluk yolculuğundan farksız müthiş tat deneyimleri, damak çatlatma süreçleri haline de getirebiliyoruz. Ve işte tam da bu noktada da “lezzet” faktörü devreye giriyor.

Lezzet dediğimiz şey sadece yemeklerin tadı, tuzuyla ilgili bir duygudan ibaret de değil. En az yarısı -hatta bazılarına göre dörtte üçü- yemeğin/yiyeceğin görüntüsü, daha da önemlisi kokusundan kaynaklanıyor. Yani “lezzet ve iştah” söz konusu olduğunda devreye “koku faktörü” de giriveriyor. (Tereyağının zeytinyağından daha fazla tercih edilmesinin sebebi biraz da bu zaten. İçindeki uçucu yağların dayanılmaz çekici kokusu.)

Her neyse, biz sözü uzatmadan başlıktaki sorunun cevabına geçelim.

Yiyeceklerimize sadece lezzet faktörünü gözeterek yaklaşmamız doğru değil. Onları biraz da ilaç gibi görmemiz lazım.

Eğer böyle yapmaz ve ünlü hekim Hipokrat’ın sözünü tutup “yiyeceklerimizi ilaçlarımız haline getirmezsek”, Ratan Naval Tata’nın söylediği gibi “yaşlılığımızda ilaçlarımızı yiyecek haline getirmek mecburiyetinde” de kalabiliriz.

Özeti şu: Mümkünse ne lezzetten ne sağlıktan vazgeçelim, lezzetli yiyeceklerin en sağlıklısını, sağlıklı yiyeceklerin de en lezzetlisini tercih edelim ve “damak çatlatacağız” derken “damar çatlatmamaya” dikkat (!) diyelim…

İYİ FİKİR

KARIŞIM YAPIN! 

Besinlerdeki demiri vücuda daha fazla kazandırmanın yani bağırsaklardan daha çok demir emilimini sağlamanın yolu demir zengini bitkisel ve hayvansal besinleri aynı anda ve de birlikte tüketmekten geçiyor. Mesela bol sebzeli menemen! Mesela yumurtalı ıspanak! Mesela bol kıymalı mercimek çorbası! Bunların hepsi mükemmel karışımlar.

Et yerken yanına bol salata yapmak ya da eti bol sebze -yeşillik ile- birlikte yemek de akılcı ve de doğru seçimler. Eğer salataya bolca limon sıkarsanız o salata mükemmel bir “demir eksikliğini önleme öğünü” olacaktır.

Nedeni şu: C vitamini bağırsaklardan demirin emilimini inanılmaz ölçüde hızlandırıyor, dolayısıyla C vitamininden zengin yiyeceklerle demir zengini yiyecekleri beraber yemek bedenin demir kazanımını ikiye, üçe katlayabiliyor.

BİR UYARI

HER İLACI SORGULAYIN

Daha çok sağlık ve zindelik arıyorsanız yaşamınıza daha fazla doğallık ekleyip her sorunun çözümünü ilaçlarda aramayın. Başınız her ağrıdığında, sırtınız her kaşındığında, kalbiniz azıcık hızlı çarpıp tansiyonunuz azıcık fırladığında hemen ilaca sarılmayın.

İlaçlardan -buna gereksiz yere kullanılan bitkisel haplar, vitamin, mineral ve antioksidanlar da dâhildir- uzak durun. Daha az ilaç kullanmanın daha temiz bir çevrede, daha temiz bir beden ve ruha sahip olmakla başarılabileceğini unutmayın.

Tavsiye edilen her ilacı ona gerçekten ihtiyacınız olup olmadığı yönünde sorgulayın.

Çok güvendiğiniz doktorların verdiği basit bir ağrı kesiciyi bile “Buna gerçekten ihtiyacım var mı?” demeden yutmayın.

Her ilacın iki ucu keskin bir bıçak olabileceğini hatırlayın. En faydalı ilaçların bile bazı koşullarda, bazı kişilerde toksik ve zararlı etkiler yapabileceğini aklınızdan çıkarmayın.

7 KISA EGZERSİZ NOTU

Paslanmamak için günde en az 5 bin adım, yağlanmamak için günde en az 7 bin 500 adım, yaşlanmamak için günde en az 10 bin adım atmamız lazım.

İnsülin direncini “azdırmanın yolu” (!) kötü beslenmekten, yani şekere, una, nişastaya, tatlıya, bala, böreğe, ekmeğe ağırlık vermekten; “kökünü kazımanın” (!) yolu ise egzersize yüklenmekten geçiyor.
Egzersiz her yaşta hepimiz için sağlığın iki altın anahtarından biri. Çoğumuz onu sadece “kilo kontrolü” bakımından önemsiyoruz ama işin aslı farklı. Doğrudur, düzenli yapıldığında egzersiz çalışmalarınızla önce karın içi, sonra da deri altı yağlarınız azalmaya başlar. Ama egzersiz uzun vadede daha pek çok avantaj sağlar.

Kilo kontrolü için beden kuşunun iki kanadını aynı anda kullanması zorunlu. Kanatlardan birinde doğru beslenmek ve diyet yapmak, diğerinde ise düzenli egzersizlerle kalori harcamak var. Kilo kuşu da diğer kuşlar gibi tek kanatla uçamıyor. Uçsa bile yorulup yolda kalıyor.

Önemli: Diyetler kilo verdirir, egzersizler performansı artırır. İkisi birlikte sağlık ve form kazandırır.

Kilo sorununuzu yalnızca diyet yaparak çözmeye kalkarsanız sadece yağlarınızı değil, kaslarınızı da yakabilirsiniz. Eğer sadece yağ yakmak, üstelik kas da kazanmak istiyorsanız diyetle yetinmeyin, egzersizden vazgeçmeyin.

Daha çok egzersiz çabası kas dokusuna daha çok mitokondri kazandırır. Daha çok mitokondri daha fazla aktivite, enerji üretimi ve tüketimi ile eş anlamlıdır.

Mitokondrileriniz ne kadar fazlaysa o kadar çok enerjik birisiniz, sadece aktifken/egzersiz yaparken değil, yatağınızda mışıl mışıl uyurken bile enerji harcamaya devam edersiniz. 
 

Osman MÜFTÜOĞLU
HÜRRİYET GAZETESİ