Diyabette ürküten artış

Diyabette ürküten artış

10 Aralık 2014 0 Yazar: admin

Çünkü yeni kuşak, ileri teknolojiyle sadece evde, kapalı ortamda fast food ile besleniyor, spordan uzak, hareketsiz bir yaşam sürüyor ve dünyadaki tüm toplumlarda diyabet ve obezite oranında patlama mevcut.

Diyabetin, bugün dünyadaki en yaygın kronik hastalıklardan biri. Olduğunu belirten Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, “Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre dünyadaki diyabetli sayısı 2003’te 194 milyon iken bu sayı 2011 yılında 366 milyon olarak bildirilmiştir. 2030 yılında dünyada 438 milyon diyabetli olacağı tahmin ediliyor” diye konuşuyor.

Hastalığın son yıllardaki artış hızı nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sonunda diyabeti “salgın” (epidemi) olarak tanımladı. Birleşmiş Milletler (BM) de tarihinde dördüncü kez bir hastalığı salgın olarak kabul edip, uluslararası sağlık otoritelerine hastalıkla mücadele çağrısında bulundu. (BM daha önce sırasıyla; sıtma, tüberküloz ve AIDS için çağrıda bulunmuştu)

Diyabetin, ülkemiz de son on yılda yüzde 90-100 arasında artış gösterdiğini belirten Prof. Yılmaz, hastalıkla ilgili şu bilgileri veriyor: “2000 yılında yüzde 7.6 olan prevalans hızı bugün yüzde 14’e çıkmıştır. Çalışmalar ülkemizde 10 milyon kişinin diyabetli ya da riskli olduğunu, 40 yaş üstü nüfusun dörtte birinin diyabet riski ile karşı karşıya geldiğini göstermektedir. Ülkemizde diyabet oranı dünya ortalamasının 2 katıdır. Diyabet vücutta insülin hormonu eksikliğine ya da yokluğuna bağlı olarak kan şekeri yüksekliği, çok su içme, sık idrara çıkma, halsizlik, yorgunluk, görme bulanıklığı gibi bulgularla ortaya çıkar. Diyabet, kaynağını 21. yüzyılın gündemimize getirdiği yeni hayat modelinden almaktadır. Hareketsiz bir yaşam tarzının yaygınlaşması, hazır gıdaların daha çok tüketilir olması, öğün zamanlarının kısalması gibi faktörler bu yeni yaşam modelinin en çarpıcı özellikleri olmuştur.”

‘DİYABETLE MÜCADELE, BİRÇOK HASTALIKLA MÜCADELEDİR’
Prof. Yılmaz diyabetin, dünyada en önemli ölüm nedeni olan Kalp-damar hastalıklarının bir numaralı nedeni olduğunu söylüyor. Diyabet ayrıca, kronik böbrek yetmezliği, hipertansiyon, inme, 20 yaş üstü körlük nedeni ve trafik kazası dışındaki bacak ampütasyonlarının da bir numaralı nedeni olarak gösteriliyor.

“Bu nedenle diyabetle mücadele, yeni yüzyılda insan sağlığını tehdit eden en büyük tehlike olan kronik hastalıklarla mücadeledir” diyen Prof. Dr. Temel Yılmaz, sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Diyabetle mücadelede başarı ancak erken tanı, erken kontrolle olur. Unutmamak gerekir ki diyabet henüz ortaya çıkmadan önlenebilir bir hastalıktır. Basit bir tokluk kan şekeri ölçümü tanı için yeterli olabilir. Bu nedenle 21. yüzyılın teknolojisinin zorladığı yeni yaşam modelinden etkilenmeden daha sağlıklı beslenme ve daha hareketli bir yaşam modeli için mücadele vermeliyiz.”